22 Haziran 2015 Pazartesi

İŞÇİ ve İŞYERİ İLİŞKİSİ.

İş kanunu ve işçi haklarını hepimiz az çok biliyoruz. Bu kapsamda esas olan işçi özveri ile verilen işi eksiksiz ifa etmek zorunda ve bunun karşılığında da işveren işçinin tüm haklarını vermekle yükümlüdür.Buraya kadar kitabi bilgi olarak her
şey doğru.

Çalışan bir önceki yazımda kendini, yeteneklerini, eğitimini ve bilgisini işverene kiraya verdiğinden bahsetmiştim. Bu aldanmışlıkta arada kaybolan bazı şeyler var. Sosyal haklar!
Hangi sektör olursa olsun işin temelinde üretim veya hizmet vardır, bu sektörlerin gelişmiş ülkeler hariç beden gücü ile çalışmaktadır. İnsan odaklı bu işletmeler verimliliği ve karlılığı arttırmak adına işletmelerini hep canlı tutarlar. Tutarlar tutmasına da bu yükü insan oğlunun üzerinden gerçekleştirirler. Teknoloji yoğun işletmeler isim vermeyeceğim ama(otomobil firmaları ) yılın belirli zamanlarında revizyona giderler. Bu zaman diliminde makine parklarını yenilerler, aksaklıkları giderir ve bakımlarını yaparlar. Eee işçi o sırada ne yapar. Makinelerin revizyonu hürmetine izin verilir onlara da.


O zaman sorarlar adama emek yoğun sermaye kuruluşlarındaki insanlar revizyona , bakıma yenilenmeye tabi değil mi? Makine arızalandığında ödeme yapıp hemen tedarik yoluna giderken insanın verimliliği düştüğünde ne gibi önlemler alınıyor?

Demiştik ya çalışan emeğini verir ve ücretini alır.Bu iş dünyasının realitesi . Bir çalışan firmanın bayrağını gördüğü yerde gurur duyacağı zamanlar yukarıda belirttiğim olanakların işletmelerce yerine getirildiği zamanlardır.işletmenin çalışanlara verdiği bir kandil simidi bile hem o işciyi hemde ailesine olan saygıyı gösterir. Bunu diğer firmalarla kıyaslamak bence hataya düşmekten başka birşey değil. Çok çalışanın olduğu bir işletmede patronun herkesi tanıma gibi bir durumu olamaz. Ancak o çalışanlara tanıdığı ve verdiği haklar "sizi tanımasam da size değer veriyorum" anlamı taşır. O zaman insan düşünür; çalışıyoruz, yoruluyoruz ama birileri bunu görüyor.Daha fazlası olabilirdi diye içinden geçirenler olacaktır elbet de onların beklentileriyle orantılı bir konu diyebilirim ancak.

Tabii senin tuzun kuru bol keseden atarsın tabii diye düşünenler için şunu söyleyeyim. Ben 8 yıl önce puantör olarak başladığım zamanlarda da aynı fikirdeyim şuanda da aynı fikirdeyim.İşini sevmek ile başlar, öğrenmek ile devam eder ve sonuçta kendine değer katarsın. Altın çamura düşse bile yine altındır. Her insan kendini altın gibi görmeli ve çalıştığı iş yerinin kendisi sayesinde kıymetlendiğini düşünmelidir.

Hoşcakalın..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder